ÇAY DERESİNİN TOZLU YOLLARI...21.BÖLÜM...

Köşe Yazıları / Nusret Özkan

ÇAY DERESİNİN TOZLU YOLLARI...21.BÖLÜM...

ÇAY DERESİNİN TOZLU YOLLARI...21.BÖLÜM...

Çay deresi...Keçili yönünden gelerek, şehri ikiye bölen ve Elhan'a doğru, bir noktadan sonra şehri terkeden dere...Oy dere, güzel dere...Gençlik yıllarımızın vazgeçilmez gezinti merkezi dere..Bıkmadan, usanmadan boydan boya dolaşırdık. Çevresinde ne var ne yok, ezberlemiştik sanki. Derenin her iki tarafında düzenlenmiş olan yollar, o yıllarda toz toprak içindeydi. Bazı bölümler taş döşeliydi...

Bizler arkadaşlarla gruplar halinde gezerdik. Öğleden sonra ya okul çıkışlarında ya da akşam yaklaşırken, kahvede oyunları bitirip, gezintiye çıkardık...Pazar yerinden Ofis caddesine, oradan kıvrılarak, dere kenarından İnkılâp İlkokulu önündeki köprüden Suvermez yoluna döner, Apiş'in tepeye kadar gider, burdan geriye döner Askerlik Şubesinin önünden lise yönüne kıvrılırdık. Yine dere kenarından mezar caddesine ulaşır, buradan kıvrılarak şehir merkezine döner, yeniden kahvemize gelirdik.

Gezintilerin çoğu havas olduğumuz kızın evinin yakınlarından geçerek, onları görme amaçlı olurdu. Şurdan geçip, şuradan dolanalım ya da dönelim diye önceden planlanma yapılmazdı. Gezintiyi çoğu kez oluruna bırakırdık. Arkadaşların yönlendirmeleri sonucu grup gezilerimizin çoğu da doğallığında akar giderdi. O yıllarda iletişim mektupla sağlanırdı. Havas olunana duyulan duygular, kokulu kâğıtlara yazılırdı. Kızın evinin önünden geçerken alınır ya da verilirdi. Onun için "ÇAY DERESİNİN TOZLU YOLLARI"nda yaşanan aşklar, gençler arasında bir başkaydı. Elbette ki "YAŞAYANLAR ya da O AŞKI YAŞAMASINI BİLENLER" arasında...

Arkadaş grubumuz, sonradan üniversite yılları da dahil tatile geldikleri zaman, Kömbe Turan'ın kahvesinden sonra Bolvadin Caddesi üzerinde, sokak içerisindeki Koçero'nun kahvesine çıktık. Koçero o yıllarda, kahvede içecek olarak oyunlara bira da verirdi. Bazan oyunlar birasına da oynanırdı. Bira içilmesine rağmen, gençler arasında hiç rahatsız edici bir olayın yaşandığı görülmezdi. Bunda da mekâna çıkan arkadaşların aralarında samimi olmaları, birbirlerini sevip, saymaları önemli bir nedendi. Sokak başında terzi Muzaffer'in, bitişiğinde de berber Cafer'in dükkanları vardı. İkisi de futbol aşığı insanlardı. Hele hele Cafer, fanatik Galatasaraylıydı. Özellikle hafta sonları maçlardan sonra oyunla ilgili tartışmalar, eleştiriler daha çok buralarda yapılırdı. Hele o hafta Cim bom yenmişse, günlerce Cafer'i susturmak ne mümkündü. Herkese cevap verir, hiçbir lafın altında kalmazdı. Ondaki bu Galatasaraylılık sevdası, ustası berber Çallı'dan gelmektedir.

Koçero'nun kahvesine genelde Yusuf, Çınar, Vedat, Ekrem, Faik, A.Kadir SÜLLÜOĞLU, A.Ihsan, Fikri, Erhan, Murat KORKMAZER, Ali ERYÜRÜK, Çınar DONMAZ, Şükrü, kardeşi Yüksel, Musa TEKİNER, Adnan AZAZİ, Yüksel YUMUK zamanlarının büyük bölümünü Koçero'nun mekânında geçirirdi. Oyunlar oynanır, sohbetler yapılırdı. Bazıları da Cafer'i kızdırmak için berbere giderdi. Gün ikindiyi aşınca ya şehir mezarlığının önündeki boş arsada futbol oynamaya ya da çay deresinin kenarında volta atmaya giderdik. Akşam yemeğinden sonra evde oturmaz, yine kahveye dönerdik. Eve gitmeyenler köfte ekmek yerdi, Oyunların bitiminde ilerleyen saatte kahve kapandıktan sonra, özellikle yaz geceleri gruplar halinde Yıldız Tepeye gider, tepede petrol istasyonunun önünden geri dönerdik. Yıldız Tepe, böylesi gecelerde yaşlı-genç çoğu insanın gezi güzergâhıydı...
Nusret Özkan / Öykü / Yazı / Hayat Kesiti

  • Tarih: 10.06.2021 16:20
  • Güncelleme: 10.06.2021 16:31