ÇAY DERESİNİN TOZLU YOLLARI -11- BÖLÜM...

Köşe Yazıları / Nusret Özkan

ÇAY DERESİNİN TOZLU YOLLARI -11- BÖLÜM...

ÇAY DERESİNİN TOZLU YOLLARI -11- BÖLÜM...

Yaz tatili sona ermiş, köydeki görevimi bitirmiş, yeniden ilçeye dönmüştüm. Okullar açılmış, yeni öğretim yılı başlamıştı. Ortaokul son sınıf için, eski okul binasının ikinci katında askeri garnizona bakan, sağdaki ilk sınıfa yöneldik.

Mevlüt KİREÇ, A.İhsan KAHYA, Olcay YAVUZ, Kadir HARLAK, Ahmet ÖZDEMİR, Atila GÜRKAN, Yakup ÖZKAN, Kenan SAĞLAM, Özdemir GÜLER, Kasım DENİZ, Sait GÜL, Yaşar DEMİRKAZIK, Adil DEMİR, Tuncay DÜDÜK, Necdet YÜCEL, Ayten TAPMAZ, Saime TÜRKMEN, Fatma KARACA, Yasemin MAVİLİOĞLU, Melahat KÜRKÇÜ, Hasan ÖZDEMİR(cukcuk), AHMET(malkoçoğlu)...sınıfın renkli simalarındandı...

Hasan, demokratik oylamayla sınıfın başkanı seçilmişti, yardımcısı da Malkoçoğlu Ahmet'ti. Ahmet, saf gibi görünür ama şeytana pabucunu ters giydirirdi.

Aralık ayında "GÜZEL ŞİİR OKUMA YARIŞMASI" yapılacaktı. Sınıfı temsilen Resim öğretmenimiz Cemalettin BEKTAŞ beni seçti. Şiir olarak da Fazıl Hüsnü DAĞLARCA'nın "KIZILIRMAK KIYILARI "nı elime tutuşturdu. Yarışmanın olduğu güne kadar benimle ilgilenmişti. Yarışmayı 3-A sınıfından Serpil GÜÇLÜER, Yahya Kemal BEYATLI'nın " SESSİZ GEMİ "şiiriyle kazanmıştı...Benim okuduğum şiir 5.'lik, mansiyon ödülü kazanmıştı...

Bir gün sınıfa, ansızın Okul Müdürü Selahattin ERDEM ve öğretmenler girmişti. Müdür Başyardımcısı Hasan BAYRAM, "arama yapılacağını, söyledi, herkesin yazı tahtası önünde toplanmasını istedi." Tahtanın önünde kurbanlık koyunlar gibi dizildik. Öğretmenler sıraların gözlerini, kitap, çanta içlerini birer birer aramaya başladılar. Hasan BAYRAM, benim sıranın önüne geldi, çantayı gözden çıkarıp, açtı, içinden renkli, büyük boy bir seks mecmuası çıktı. Okullarda yasak olan bir şeydi. Hasan Bey, "Bu çanta kimin?"diye sordu. Bir adım öne çıktım, "Benim öğretmenim..."dedim ama tir tir titriyordum. Hasan Bey, bir bana, bir elindeki dergiye baktı, "Bu dergi senin mi?"diye sordu. "Hayır hocam,benim değil..."dedim. "Öyle diyorsun ama senin çantandan çıktı..."dedi Hasan Bey. Beni aralarına alıp, sınıftan dışarı çıkardılar, Hasan Bey'in odasına götürdüler. "Hocam, yemin ederim benim değil o", diye yalvarıyordum. Hasan Bey, öğretmenlerden birisini yeniden sınıfa yolladı. Biraz sonra odaya öğretmenle birlikte Hasan(cukcuk Hasan) ve Malkoçoğlu Ahmet, A.İhsan, Olcay girdiler. Artık Hasan Bey, hepsini tek tek sorgudan geçirdi, herkes reddediyor, dergiyi sahiplenmiyordu. Artık Hasan Beyin meşhur dayak faslı başlamıştı...Öğretmenler, öğrencilerle sanki aralarında topla oynar gibi oynuyorlardı. Öyle bir dayak atıyorlardı ki...Sonunda Malkoçoğlu Ahmet, dayanamadı dayağa ve "Dergi benim Hocam"dedi. Herkes geri çekilince Ahmet ortada kalmıştı. Hasan Bey yanaşarak "Neden arkadaşını yakmak istedin..."deyip, Ahmet'e öyle bir dayak attı ki...Dayak faslı bitince Ahmet, "Sınıf Başkanım dergiyi çok istedi, sınıfa getir..." dedi... "Ben de getirdim. Arama yapılacağını duyunca, dergiyi gizlemenin en emin yolunun Nusret'in çantası olacağını düşünerek, onun içine koydum. Çünkü o çanta aranmaz diye düşündüm.."dedi Ahmet..."Hepiniz arkadaşınızdan özür dileyin..."dedi, Hasan Bey...Hepsi özür diledi. Ahmet ve Hasan disipline sevkedildiler, bizler sınıfa döndük...

Yıl sonunda "OLGUNLUK SINAVLARI"na gelmiştik. Yıl içindeki notu ne olursa olsun, her öğrenci orta son sınıf bitiminde TÜRKÇE-MATEMATİK-FEN BİLGİSİ ve SOSYAL BİLGİLER derslerinden olgunluk sınavında en az 5 almaları gerekiyordu. 5'in altında not aldın mı, sınıfta kalıyordun. Olgunluk sınavlarını başarıyla verip, ortaokuldan "iyi" derece ile mezun oldum...Artık lise çağımız başlayacaktı.

Nusret Özkan / Öykü / Yazı / Hayat Kesiti

  • Tarih: 14.07.2020 01:03
  • Güncelleme: 14.07.2020 01:28