ÇAY DERESİNİN TOZLU YOLLARI -10- BÖLÜM...

Köşe Yazıları / Nusret Özkan

ÇAY DERESİNİN TOZLU YOLLARI -10- BÖLÜM...

ÇAY DERESİNİN TOZLU YOLLARI -10- BÖLÜM...

Babam, okullar tatil olunca, köyde bağı ve bostanı beklemek üzere beni görevlendirmişti. Orta 2.sınıfı başarıyla geçmenin ödülüydü bu bekçilik. Köye gittim, bağ evimize yerleştim, ufak tefek temizlikleri yaptıktan sonra ziyaretime gelen Cemil arkadaşımla birlikte eşyaları yerleştirdik. Gelirken getirdiğim yiyecekleri kapaklı dolaba koydum. Mutfak aletlerini de bir göze dizdikten sonra, pompalı ispirtolu ocağı da dışarıya, yerine yerleştirdim. Evin önünü bir güzel süpürüp, taşları temizledim. Alta hasırları, üste de çapıt kilimi serip, yün döşeği ve yorganı üzerlerine serdim. Gece burda yatacaktım. Geceleri harman yerinde, açık alanda yatmak, gökyüzündeki yıldızları, samanyolu kümesini izlemek müthiş bir zevkti...

Salı günleri Emirdağ'da pazar kurulur, köylerden ve komşu ilçelerden vatandaşlar alış-veriş için kazamıza gelir, sebze, meyve ve diğer ihtiyaçlarını karşılarlardı...

Öyle bir salı günü pazar sepetini koluma takmış, şehre gidebilmek için yola çıkmıştım. HAMZAHACILI KÖYÜ yönünden gelen araçları bekliyordum. Biraz sonra bir traktör geldi, beni de aldılar, devam ettik şehre doğru dolambaçlı köyümüz yollarından...SUVERMEZ KÖYÜ'ne varınca, gençler önümüzü kestiler. Üzerinde "T.İ.P" yazılı gömlek giymiş gençler yanımıza geldiler. Ömer ÖZKAN, M.Ali ÜSTÜN ve tanımadığım bir kişi (sonradan adının Dr.Nejat YAZICIOĞLU olduğunu öğrendiğimiz) vardı. Bize yolu neden kestiklerini anlattılar. Şehre kadar gelen yolcularla birlik olup, bir miting düzenleyeceklerini ve köylülerin haklarını savunacaklarını anlattılar. SALİHLER ve DAVULGA hattından gelen araçlar da durduruluyor, konu yeniden anlatılıyordu. Tüm köylüler sorun çıkarmadan kabul ettiler. Komite traktör üzerinde duranlara yazılı dövizler verdi...Kaldırılması istenilince hep beraber kaldırılması istendi...

Bir süre sonra kafile yola çıktı. O yıla gelinceye kadar Emirdağ'da böyle şey görülmemişti. İlk kez olmasına rağmen hatırı sayılır bir kalabalık vardı. Konvoya DAĞILGAN ve AĞILCIK KÖYÜ'nden de katılanlar olmuştu. Sloganlar atıla atıla Apişin Tepeye gelindi. Jandarma yolu kesmiş, bekliyordu. Elinde megafon rütbeli biri uyarıyordu:"Gösteri yasal değildir. Kimsenin zarar görmesini istemiyoruz. Dağılın lütfen..." Kalabalık ve jandarma arasında kısa bir sürtüşme yaşandı. Köylüler barikatları aşmışlar, BANDİK'in DEĞİRMEN'den aşağı yürüyorlardı...

Jandarma barikatını aşan köylüler, Askerlik Şubesi önüne gelince polis barikatıyla karşılaştılar. Polisler de aynı uyarıları yapıyor, topluluğun sorun çıkarmadan dağılmasını söylüyorlardı. Bu gösteri için, çevreden yüzlerce polis ilçeye gelmiş, donanmış, her an verilecek emri bekliyor, bir an önce saldırıp, bu solcuları dağıtmak, toplayıp hepsini içeri tıkmak istiyorlardı...

Yetkililer güvenlik nedeniyle oldukça geniş bir ağ oluşturmuşlardı. Yukarıda jandarmanın düştüğü hataya düşmek istemiyorlardı. Yeşil elbiseli ve beyaz miğfer şapkalı polisler, ellerinde coplarla kalabalığın üzerine saldırıp, vurmaya başladılar...Komite ve köylüler böyle bir hareket beklemedikleri için gafil avlanmışlar, o büyük kalabalık çil yavrusu gibi dağılmıştı...Pankartlar yerde geziyor, kimi köylüler hafif yaralarla bu baskını atlatıyor, yukarı katlara çıkıp, komiteyle birlikte güvenli bir ortam oluşturmaya çalışıyorlardı ama nafile, olan olmuş, herkes dağılmıştı...Köylüler de pazara gitmeleri için ilçeye gönderilmişti. Komite üyeleri gözaltına alınmış, Jeep'lere bindirilerek merkeze götürülmüştü.

Averenli Kazım Emmiye yaklaşan bir kadın soruyordu:"Gadın edem noluyo burda?" Kazım Emmi: "Bacım, Postacı Sadık'ın oğlu Omar'ın düğünü varmış. Köylüler düğüne gitmek için toplanıyorlar..."demiş...Evet, ilk köylü mitingi böylece bitmiş oluyordu...

Nusret Özkan / Öykü / Yazı / Hayat Kesiti

  • Tarih: 10.07.2020 22:26
  • Güncelleme: 10.07.2020 22:51