Sil Baştan Başlamak Gerek Bazen……

Köşe Yazıları / Nejdet Özkan

Sil Baştan Başlamak Gerek Bazen……

Gücünüz var mı... Sil baştan yaşamaya hayatın bize oynadığı oyunlara karşı...
Hayatı sıfırlamak…..Her şeyi unutmak...

Sanki bu gün sonmuş gibi yeni baştan başlamak. Her şeyi unutmak..
Tam da bu anlar da elimizdeki ALTIN PUSULA……UMUT...

Yüce dağ başlarında erimeyen kar gibi….Bazen her şey bitti dediğimiz anlarda.
Gökyüzü ile toprak arasında kaldığımız zamanlar da..Ağlama gözlerim …,dediğimiz vefasızlıklarda…

UMUT ….KARDELEN ÇİÇEĞİ OLAN UMUT...

Mecnun un Leyla ya olan aşkını besleyen UMUT..Yüreğimizin gıdası olan.

İçinde bulunduğumuz zamanı anlamak zordur bazen. İyilik ve güzellikler olduğu kadar kötülük ve çirkinliklerinde teknolojinin farklı yönüyle kirlettiği bir zaman.
Sevginin, saygının, hatır gönül ve yol yordam bilmenin BEN’ leştiği, BİZ OLMANIN hayale dönüştüğü bir zaman...

UMUT,hasta bir insanı yatağından kaldıran, gözleri görmeyen birine görmeyi sağlayan hatta fakir bir insanı bile zengin yapan önemli bir faktördür. Umudun zıttı olan karamsarlıkta çok kötü bir şeydir. Kimi insanlar çabalamak yerine,karamsarlığa düşüp; “Yok olmadı,yapamıyorum,ben bittim” gibi sözler söyleyip o durumdan kurtulmayı akıllarına dahi getirmezler...

Bu şartlar altında bile böyle davranıyorsalar,savaştaki insanlar nasıl yaptı...Onları ne kurtardı..Sevdiklerinin umutlarıyla,kendi umutlarıyla bu güne gelmediler mi...Kendileriyle birlikte bizleri de getirmediler mi...

Hayattaki adımlarımızı umutla atarız.Bu adımlardan bir kere bile karamsarlığa kapılırsak, o an yere düşeriz.Ancak tekrar çabalarsak kurtulabiliriz.
Karanlık bir dünyayı bir ışık,bin umut kurtarır..

Umut ve umutsuzluk,beklenti ve beklentisiz oluş, dilemek yada dilememek……Ne kadar da iç içe geçmiş sarmaşık misali…Nasıl ayrılabiliyor ki bunlar yada ayrılması şart mı...

Bilinmezi işte hayatımızın.

Bir kendine yetebilir olmanın gücü güç katarken bize, aslında başka taraflardan çalıveriyoruz kendine yetebilmek adına..Hayata gururi bir bakış..
Çokca günahın cezbinde, yasağın elmasında….Geçince ayna karşısına hayatın cenin pozisyonunda vicdani bir takipteyiz kendimizle baş başa…Ama en çok da zamandan çalıyoruz be dostlar.Ömürler,duraklar bir bir geçerken, oysa zaman ne kadar da dar..Kendi adıma öğrendiğim şeylerden birisi de insana insan gerektiği.Tek başına yetmiyor hayatta.Maalesef gerçek bu..En azından benim öğrendiklerim açısından.İnsanlar var,insanlar yok..Hep bir kapı arkasında yaşar gibi olmak.Hep mış gibilerin gölgesine sığınmayı gerektiriyor san ki.. İnsanı en çok şaşırtan sanırım farkında olmadan değişen kendisini değişmiş haliyle aniden görmesi. Ne büyük ŞOK.

Değerli DOSTLAR...

İster oturup bekleyin,ister peşinden koşun çağırın,ister realist olun soyut düşüncelere, ister yıldızları bir bir toplayın elinize, ister bedeninizle savaş açan bir ruha bürünün.Tüm bunlar yaşamsal fonksiyonlarımız. Hepsi var olduğumuzun bir kanıtı. SONUÇ MU...Sonuç ta hep bir UMUT VAR...

Gönlümüzün aynasına düşeni yaşarız her zaman.Gecelerin,karanlığın bir önemi yok..Umudumuzun ışığı yeter bize.Hayat ne kadar zor olsa da..
Ben umudumu asla kaybetmedim..

HENÜZ NASIL UMUT KAYBEDİLECEĞİNİ ÖĞRENMEDİM..
VE….Gözlerine umutla hayaller çizmiş küçük bir çocuk gibi taptaze umutlarım hayata inat..Ve ben öğrenmeyeceğim umut kaybetmeyi..Hayatın zorlukları bir bir karşıma çıksa da.

Benim ALTIN PUSULAM VAR ibreleri umuda yönelen.

Hadi dostlar bu pusula sizlere de yol gösterir...

BUYRUN GÖNDERİYORUM BURADAN SİZLERE DE…..

  • Tarih: 19.05.2015 23:50
  • Güncelleme: 19.05.2015 21:08