Sandık...

Köşe Yazıları / SERKAN UÇAR

Sandık...

*****Sandık

Şekerli suya ekmek banan çocuklardık
Ve tuza
Yaralı pantolonlarla bilye peşinden koşan,
Çamurda yuvarlanan,
Düştükçe yuhalanan
Kurbağalarla aynı gölette yüzen
Aklı üç karış havada,
Düşü gökyüzünde başıboş gezen çocuklar…

Yanık bir türküde pişirirdi lor çorbasını annem
Ve bir uzun havada susadıkça umuda, gözyaşlarını içerdi
Acılar bir çay bardağında tazelenirdi hep
Tavşankanı acılar…
Onu birkaç kez ekmek pişirirken izledim
Tandırın kör eden dumanında boğula boğula hamuru sacın yüzüne serdikçe
Ben kahrolurdum!...
Ki annem ekmek pişirmeyi bilmezdi,
Yok(sul)luk işte…

O zamanlar, şairin “güzel günler göreceğiz çocuklar” sözüne kanıyorduk
Çocuktuk işte, inanıyorduk
Bir gün, yaşamaya dair açlığımız biter
Gülüşlere doyarız,
Martılar denize daha geniş kollarla sarılır,
Dalgalar kıyıya aşkla vurulur
Kuşlar korkusuz ve daha özgür uçarlar gökyüzünde,
Balıklar avlanmazlar, ecelleriyle ölürler sanıyorduk
Sonra;
Bizim de sokağımızdan balon, ciklet, şeker satan abiler,
Çiçekçi ablalar
Heybesinde umut taşıyan aksakallı dedeler geçer diyorduk,
Hep bekliyorduk…
Gözlerimiz yollara dağılırdı,
Toplardık,
Çakıl taşları dolardı gözbebeklerimize bakışlarımızla bir
Kimse sığamazdı boşluğumuza
Canımız kanardı…

Kerpiç evlerde büyütüyorduk özlemlerimizi
Olmaz düşlerimizi
Ve kahrolası kederlerimizi
Bütün acıları sever olmuştuk günbegün, her birine ayrı ayrı alıştıkça
Ki hep yeni bir acının koynunda buluyorduk kendimizi,
Bir başka acıdan kaçmaya çalıştıkça…

Zaman, tüm acımasızlığıyla yaşlılığımıza doğru koşuyordu
Bir garip erken varma telaşıyla
Bizi tutsak edip içimizdeki o karanlık zindana…

Mutluluk adındaki nimete doymadık hiç adamakıllı
Her şey tadımlıktı
Tebessüm bile, bir mahkûmun teneffüs saatlerindeki voltası kadar,
Birkaç adımlıktı
Ne vakit umut eksek tarlalara o yıl kurak geçerdi
Bütün otogarlarda ayrılıkları kucaklardık
Ve hangi şehri öpsek caddelerinden
Dudaklarımıza bir yarım kalmışlık,
Bir ezilmişlik
Bir hüzün değerdi

Ve artık gidecek hiçbir yeri yoktu heveslerimizin
Hepsi kursağımızda kalıyordu…

Şimdi, geriye dönüp baktığımızda,
Yüzleştiğimizde tarumar kalbimizle
Görüyoruz ki;
Kırgınlıklarımız,
Yaşanmamışlıklarımız
Sandıklar dolusu sandıklarımız var!!…
Ve çoktan büyümüştür her biri,
Kim bilir;
Kendimizle savaşlarımız şimdi kaç yaşındalar?...!

Ölseler keşke!…

Ki yaşamak; en güzel, en mavi düştür,
Ve ağızlar dolusu, tıka basa, arsızca bir gülüştür…
Şiir: Serkan UÇAR...
Aşağıda Video'da Yorumlayan : Esin Hoşgenç

Video

  • Tarih: 24.05.2018 21:08
  • Güncelleme: 24.05.2018 21:10