İSLAMİFOBİ...

Köşe Yazıları / Ömer Özkan

İSLAMİFOBİ...

Kapitalizmin 20.nci yüzyıl boyunca rakibi "sosyalizm"di. hele hele 1917 devriminden sonra süreç acımasız bir düşmanlığa dönüştü.Sonunda dünya iki düşman kampa ayrıldı.İki kutuplu süreçte gizli güçler, sosyalizmin önlenemez yürüyüşünü engellemek için her çareye baş vurdular.Aklın alamayacağı "kirli oyunlar" sahnelediler. Ne var ki, 1991'de sosyalist sistem çöktü. Bu beklenmedik son batılı senaristleri şaşırttı. Sanki siyasetçilerin, medyanın propaganda silahları, oyuncakları ellerinden alınmıştı. Bir süre yalpaladılar. Kapitalizm düşmansız yapamaz. Sistem ne yapar yapar her devirde düşman üretir, korku dağları yaratır.Zira yöneticiler yığınları ancak böyle kolay yönetirler. Avrupa bu konularda çok ustadır.

İşte bu toz duman içinde Samuel Huntington adında, sözümona bir teorisyen sahneye çıktı. CIA'nın bu kiralık kalemi,Fureing Affairs dergisinde yayınladığı bir makalesinde: "Bundan böyle uluslararası ittifak ya da itilafları politik ya da ekonomik ideolojiler değil, medeniyetler arası çatışmalar belirleyecektir." dedi. Huntington kapitalizmin karşısında, sosyalizm gibi karşıt bir eko-model olmadığı gerçeğinden hareket etti ve yeni çelişkili alanlar aradı. Uygarlıklar alanı bütün dünyayı kapsayan genişlikte bir alandır. Zira, dünyada yalnız Hıristiyan ve Müslüman uygarlıkları yok. Budizm, Hinduizm vb... gibi dinler de hala canlı olarak yaşıyor. Bugün İslam dünyası kaynıyorsa, İslam düşmanlığı gündeme geliyor. Yarın Asya kaynamaya başlayacak... o zaman da Asya'daki dinler arası karşıtlıklar kullanılacak. Kısacası, günümüzde aranan kan bulunmuştur. 11 Eylülden sonra kazan inanılmaz yoğunlukta kaynatılmaya başlandı ve uygarlıklar, dinler arası savaş, "İslamofobi" gündeme getirildi.

İslamofobinin sözcük anlamı "İslam korkusu"dur. İslam "öcü"dür... İslamiyet tehlikelidir... barbarlıktır... yobazlıktır, gericiliktir... 21.inci yüzyılda insanlık İslamiyetten çok çekecektir vs... vs... gibi anti-islam yargılar, İslamofobinin temel malzemeleridir. Bu korkuların yansımaları ideolojide, siyasette,sanatta, kültürde... bütün alanlarda kullanılıyor. İşin en acı tarafı da; Hıristiyan dünyasında üretilen evrensel "aşağılama" ya da dışlama silahlarının Müslüman ülkelerde "iç İslamofobi" biçiminde yaygınlaşmasıdır.
İç ya da dış... ne olursa olsun, hangi biçimde kullanılırsa kullanılsın İslamofobi, geniş anlamıyla İslam dinine, Müslümanların tümüne karşı sürdürülen ön-yargı ve ayrımcılıklar bütünüdür. İslamofobi çağımızın en büyük, en yaygın "öteleştirme" algısıdır.

Batılı düşünce odakları İslamiyeti tehlike olarak görüyor ama, ben de: "geleceğin en tehlikeli uygarlığı modernizm olacaktır" desem...herhalde herkes bana kızar. Tamam... suçsuz insanlar, hatta suçlular bile öldürülmesin. Herkesin cezasını adalet kessin. Bu klasik yöntemi elbette inkar etmiyoruz. Fransa'da radikal serseriler 15-20 suçsuz insanı öldürdü diye dünya ayağa kalktı. Paris yürüyüşüne elliden fazla ülkenin başkanları, devlet yetkilileri katıldı. Hatta okyanus kıyısında iki beyaz balina intihar ettiğinde, yine dünya kamuoyu ayaklanıyor. Güzel... tepkiler ne kadar da yerinde! Fakat İslam dünyasında Irak'ta, Suriye'de, Mısır'da ve daha birçok ülkede katliamlar, vahşet, "yeni-faşizm" diz boyu yaşanıyor. Suriye'de yalnız terör örgütlerinin değil, aynı zamanda, hatta onlardan kat be kat fazla "devlet terörü" kendi vatandaşını katlediyor. Suriye'de taş taş üstünde kalmadı. 300 binden fazla insan öldürüldü, 10 milyon insan yer değişti, bunun dört milyonu vatanın, yurdunu, yuvasını terk etti. Nijerya'da Boco Haram 80 000 insan katletti. Afganistan'da günümüze kadar 3 milyon insan yok edildi ya da sakat bırakıldı. Iraklı kardeşlerimizin çektiğini kimse çekmiyor. Filistin, Mısır, Libya, Myammar, Somali, Kenya, Mali ve daha nice Müslüman coğrafyada, Müslüman Halklar kıtır kıtır kıyılıyor ve inanılmaz yıkım koşulları yaşıyor.

Evet... Paris'teki katliamlar insanlığın yüz karasıdır. Teröre karşı yaşamı savunalım, özgürlüğü savunalım... ama yüz binleri, milyonları aşan katliamlar ne olacak? Özgürlükleri, barışı, kardeşliği savunan modernist batı nerede? Sayın Cumhurbaşkanımızın da vurguladığı gibi bu Birleşmiş Milletler Örgütü ne işe yarıyor? Evrensel değerlerle donanımlı batı uygarlığı nerelerdesin? Geri bıraktırılmış coğrafyalarda yaşayan Müslümanların köpekler kadar değeri yoktur.

Almanya'da PEGİDA adında yeni bir milliyetçi örgüt türedi. Dazlaklar yalnız Almanya için değil, tüm Avrupa'nın Müslümanlardan temizlenmesi çağrısı yapıyor. Camiler yakıyor, anti-islam düşmanlığı her an, her gün körüklüyor. Fransa'da bir yazar bozuntusu çıktı, Fransız vatandaşı olan Müslümanların bile Fransa'dan atılmasını açıkça yazdı. Öte yandan, Avrupa'nın en demokrat bölgelerinde, ülkelerinde, "yabancı düşmanlığı" adı altında milliyetçilik, gericilik hortluyor. Hani batı evrensel

özgürlük/eşitlik/kardeşlik ilkelerinin bayraklaştığı haritaydı? Batı modernizmi ateşle oynuyor. Kendi yarattığı, yaygınlaştırdığı değerlere ihanet ediyor.

Bundan böyle şu ünlü batı nasıl uygarlığın merkezi olabilir?

Müslüman ülkelerde sel gibi akan kanı sessizce seyreden batı, Beşir Esed'in, General eskisi Sisi'nin katliamları karşısında adeta: "Bırakın yobaz, kökten-dinci Müslüman kitleler yok edilsin" der gibi, içten içe seviniyor. Bu nasıl rezalet bir modernizm anlayışıdır? Bu ne biçim bir aymazlıktır? Dünya sosyalist sistemi tarihe karıştıysa, özgürlük/eşitlik/kardeşlik belgileri de mi çöktü?

Bilindiği gibi, küresel dinamikler yeni bir dünya kuruyor. Bu evrensel alt-üst oluşun işaretini Arap Baharı verdi. Ezilen, sömürülen, ekmeği elinden alınan, insan yerine konmayan Müslüman halklar artık adalet istiyor... demokrasi istiyor... yaşamak istiyor. İşte, bu temelde gelişen anti-emperyalist Arap isyanı batının uykularını kaçırıyor. Emperyalizmin asırlarca sömürdüğü Arap Halklar kaynaklarına sahip çıkıyor, yerleşik düzene, statükoya başkaldırıyor. Batı dünyası İslamı aşağılamak için büyük bir dini, o dine inanan 1,5 milyar insanı,,, İslam medeniyetini... muazzam bir kadim "uygarlığı" horlamaya yelteniyor. İslam dinini radikal canilerle aynı kefeye koyuyor. İslam dini kıtır kıtır insan kesenlerin dini olabilir mi? Algı operasyonu yapılıyor. Koskoca bir din katliamların, vahşetin dini imiş gibi servis ediliyor. İslamofobi, batının tarihsel yanlışıdır. Bu yanlış strateji, sizlerin petrol imparatorluklarınızı asla kurtaramayacaktır!

Evet, dünyanın her yerinde olduğu gibi Fransa'da da milyonlarca iyi insan... milyonlarca hümanist var.

Paris'te milyonlar Cumhuriyet Meydanı'nda, dünyanın her tarafından gelen liderlerle birlikte terörü lanetleyecek. İyi... güzel! Alkışlıyoruz! Ama ey batı, ey dünya kamuoyu, özellikle Yakın-Doğu'daki, Afrika'daki vahşete karşı da biraz duyarlı olunuz! Filistin'de, Irak'ta,

Suriye'de, Mısır'da... ve tüm geri bıraktırılmış Müslüman coğrafyalarda boğazlanan insanların feryadına da lütfen kulak verin

  • Tarih: 13.01.2015 13:15