EMİRDAĞ’da Su Bitiyor, Tarım Bitiyor. Emirdağ'da Çanlar Erken Çalıyor...Ne Yapmalıyız...Ne Olacak Emirdağ'ın Hali...

Köşe Yazıları / Nejdet Özkan

EMİRDAĞ’da Su Bitiyor, Tarım Bitiyor. Emirdağ'da Çanlar Erken Çalıyor...Ne Yapmalıyız...Ne Olacak Emirdağ'ın Hali...

EMİRDAĞ’da Su Bitiyor, Tarım Bitiyor. Emirdağ'da Çanlar Erken Çalıyor...Ne Yapmalıyız...Ne Olacak Emirdağ'ın Hali...

Türkiye gün geçtikçe yer altı sularının düzensiz kullanmaları sonucunda sulu tarımı kaybediyor. Ülke çoraklaşıyor ve tarlalar artık ekilemiyor.

Buna bir çözüm bulmak için yetkililer son 15 yıldır çaba gösteriyorlar ama maalesef şimdiye kadar bir çözüm bulunamadı...

En yakınımızda, Eber Gölü, çevre yer altı su kaynakları ve en son Pınarbaşı kaynağı ve göleti kurudu...

Ne olacak şimdi...

Neler yapılmalı...

Artık sular yeteri kadar olmayınca, sulu tarım alanları ne olacak...

Düşünmek için, biraz araştırma yapmak lazım...

Bunlar...

Nedir...

Artık şimdiden sonra, susuz kıraç tarlalarda nasıl bir tarım yapılabilir, bunun araştırılması ve köylülerin aydınlatılması gerekir...

Bu nedenle bölgede en büyük görev ve en büyük iş, İlçe Kaymakamlığına ve Tarım İlçe Müdürlüklerine büyük görev düşüyor...

Ben şöyle bir baktım çevre şehir ve kasabalara,

Herkes "EKOLOJİK-TARIM" yani "iklime dayalı ekonomik tarım"a geçiyor. Önceden karar almışlar şimdi uyguluyorlar.

Nasıl mı...

Çiftçi çorak tarlalardan ekilemeyen tarlalardan daha çok para kazanabilir...

Bir örnek...

Isparta'nın Lavanta Kokulu Köyü Kuyucak, Burdur'un Yeşilova İlçesine bağlı Akçaköy, kendi ilimizde Afyonkarahisar ili Dazkırı ilçesine bağlı İdris Köyü...

Ne mi yapıyor bu köylüler...

Ekolojik tarımı uyguluyorlar, tarlalarına çorak susuz tarımda en çok gelir elde edilen "Lavanta dereleri" yapmışlar...

Fransa'da oturan gurbetçiler bilirler. Fransa’nın Provence bölgesinde, Fransız Provence Köyü var. Orasını, Fransız Provence Köyünü gezenler, bir de bu köyleri gezsinler sanki Fransa ile aynı fiziki yapıya sahip olduğunu görecekler. Özellikle Roussillion adlı kasabadan Avignon kentine doğru giderken muhteşem lavanta bahçelerini göreceksiniz...

LAVANTA deyip geçmeyin...

Hem çiçeğinden, hem Eko Turizm ile 2 çeşit gelir elde ediyorlar...

LAVANTA Bitkisi bölgede arı'cılığa büyük bir potansiyel yaratıyor...

Eko Turizm ile Konserler, söyleşiler, bale ve yoga etkinliklerinin düzenlendiği, lavantalı lezzetlerin sergilendiği organizasyonlarla, binlerce yerli ve yabancı turist Lavanta tarlalarını ziyaret ediyor. Çevrede profesyonel fotoğrafçılar kamp kurarak, bir dizi çekimlerle bu bölgeyi dünyaya tanıtıyorlar. Turizm operatörlerinin en uğrak yerlerinden biri oluyor. Lavanta tarlalarındaki turizmi geliştiriyor. Bölge, kamp ve karavancılar için çok uygun bir nokta oluyor. Lavanta bahçeleri mor renge bürünen tarlalara, düğün fotoğrafı çektirmek isteyen çiftler ilgi gösteriyor. Avrupa ve Türkiye'nin en büyük lavanta bahçelerinden biri olan Akçaköy Lavanta Deresi, uçsuz bucaksız "mor şöleniyle" gelin ve damatların düğün albümünü süslüyor. Bölgeye İstanbul, Ankara, Eskişehir, Adana, Manisa ve İzmir gibi büyük illerden albüm fotoğrafları için çok sayıda gelin ve damat geldiği görülüyor. Siyah, beyaz, mavi, mor ve yeşilin renk cümbüşü oluşturduğu doğal fonda fotoğraf çektiren çiftler, evliliğe adım attıkları ilk günleri ölümsüz bir hatıraya dönüştürüyor. Lavanta bahçeleri foto safariler için cazibe alanı oluyor. Her yıl foto safari yapılıyor. lavanta tarlası, doğal ortamda düğün fotoğrafı çektirmek isteyen çiftlerin vazgeçilmez yerlerden birisi oluyor...

Bu Eko Turizm kazancı...

Başka bir kazanç getiren tarafı da esas Lavanta çiçeği ve yağı ekonomik olarak büyük bir gelir kazancı sağlıyor...

Lavantaları topladıktan sonra kurumaya bırakılıyor. Sonra ürünlerin yağını çıkırılıyor. Lavanta yağı kozmetik ürünlerde kullanılıyor.

Lavanta yağının kilosu 100 Euro yani 825 tl...

------------LAVANTA NEDİR...

Bilimsel adı Lavandula angustifolia olan lavanta, çok yıllık ve yaprak dökmeyen bir bitkidir ve 40’tan fazla çeşidi vardır. Tarihi 2.500 yıl öncesine dayanan Akdeniz, Orta Doğu ve Hindistan’a özgüdür. En erken kaydedilen lavanta kullanımı eski Mısır’a kadar uzanıyor. Orada, lavanta yağı mumyalama sürecinde rol oynadı. Ölümsüz aşkın ve sadakatin sembolü olan lavantanın çiçekleri, yaprakları ve uçucu yağı doğal ilaç olarak kullanılmaktadır. Eski zamanlarda genellikle giysi ve saç gibi çeşitli kişisel eşyalara tazelik ve hafif bir koku vermek için kullanılırdı.

Lavanta en çok 1 metre kadar boylanabilir. Gövdesi dört köşe kesitli, yeşil renkli ve hoş kokuludur. Ancak bitkinin ikinci yılında gövde odunsulaşır. Grimsi yeşil renkli, ince uzun ve hoş kokulu yaprakları vardır. Uzun sapların ucunda seyrek başaklar oluşturarak yaz aylarında açan, çok kokulu, lavanta mavisi renkli çiçekleri vardır. Bitkinin gövde, yaprak, sap ve çiçeklerine özel kokusunu veren bunların üzerinde bulunan küçük yıldızsı tüyleridir. Lavantanın sonbaharda olgunlaşan küçük meyvelerinin her birinde, dörder adet fındıkçık şeklindeki tohumu yer alır.

--------------LAVANTANIN BAŞLICA FAYDALARI

– Damar sertliği, felç, kalp krizi riskini azaltır.

– Depresyona iyi gelir.

– Lavanta çayı kanın pıhtılaşmasını önler, kolesterolü düşürür.

– İçeriğindeki sakinleştirici maddeler sayesinde melatonin hormonunu artırarak kaliteli bir uyku çekmenizi sağlar.

– Üst solunum yolu enfeksiyonlarında iltihaplanmayı azaltır.

– Boğaz şişkinliği ve yutkunma problemlerine birebirdir.

– İştahı açar, sindirimi kolaylaştırır.

– Cilt yanığı ve güneşin cilde verdiği zararlı etkileri önemli ölçüde azaltır.

– Kas ağrılarını dindirir.

– Böbrek taşı oluşumunu önler.Vücuttaki zararlı toksinleri idrar yolu ile atar.

– Akne tedavisinde oldukça etkilidir.

– Başta migren olmak üzere baş ağrılarına neden olan sorunların ortadan kaldırılmasında etkilidir.

– Astım belirtilerini hafifletir.

– Menopoz döneminde olan kadınlarda sıcak basmalarını azaltır.

– Kadınlarda menstrüasyonla ilişkili diğer semptomları azaltmaya yardımcı olur.

– Potansiyel antifungal özelliklerinden dolayı lavanta yağı mantar büyümesini önler.

– Lavanta yağı çatlamış, kurumuş dudakları nemlendirmek için mükemmeldir.


-------------EMİRDAĞ'da MUHTARLARIMIZA ÇAĞRI YAPIYORUZ...

Bu kadar değerli bitki hiç su istemiyor çakıllı ve çorak toprakları seviyor. yakınımızdaki ilçe ve köylerde şuanda büyük gelir getiren bir bitki, bunu yerinde o köylere giderek, görmek incelemek çok zor değil...

Emirdağ'da artık yer altı ve üstü su kaynakları bitiyor. Alternatif yeni tarıma geçmek için, çok geç kalınmış sayılmaz...

Emirdağlı yetkililere seslenmek istiyorum...

Fazla zaman kaybetmeden, bu yeni modern tarımı yaparak ve büyük gelir kaynağı olan bitkilere yönelenelim. Çiftçiyi bilgilendirelim. Hatta eğitelim...

Emirdağ'da,

Avrupalı gurbetçilerin Emirdağ'a katkısı gün geçtikçe bitiyor,

Sulu tarım bitiyor...

Her zaman söylüyorum yine söyleyeceğim...

"TURİZM, TURİZM, TURİZM, TURİZM, TURİZM..."

Emirdağ'da potansiyelimiz çok yüksek...

Tarihi yer var (Amorium),

Doğa ve Kültür bölgeleri var (Emirdağ Yaylaları + Mağaralar)

Yedikapı Göleti civarı, su kenarın dinlenme ve yeme - içme mekanları yeri var,

Son olarak Lavanta Bahçeleri ile "EKO TURİZM" imkanı var...

Emirdağ'da Köy muhtarlarımızı bilgilendirelim, onlara projeler hazırlayarak, onların önünü açalım...

"Haydi EMİRDAĞ Geç Kalmayalım..."

Sonunda "Tüh" Demeyelim...
Nejdet ÖZKAN / Köşe Yazısı

  • Tarih: 04.08.2020 22:08