ÇOCUĞUNA BAK TEKNOLOJİSİNİ AL...ÇOCUKLARIMIZI SOSYAL HAYATA KAZANDIRALIM...

Köşe Yazıları / Nejdet Özkan

ÇOCUĞUNA BAK TEKNOLOJİSİNİ AL...ÇOCUKLARIMIZI SOSYAL HAYATA KAZANDIRALIM...

Dünyanın En Değerli Varlıklarını “Çocuklarımızı” Teknolojiden Koruyalım...

İnsanlığın varoluşundan bu yana haberleşilirdi. Sağır dilsiz olmamak adına. Yemek gibi su gibi ihtiyaçtı haberleşmek. Önce konuşarak sonra mesafeler “ıradıkça” yüksek seslenme girdi araya.Duman ,davul ve güvercinle haberleşildi. Posta ve postacılar geldi ardından. Medeniyet artıkça değişimler hızlandı.Telgraf ve telefon sıradaydı artık. Sorunlar yaşansa da arada bir.Tıkırındaydı her şey.

Teknolojiyi yerinde durdurmak mümkün değildi. 19. Yüzyılın en büyük buluşu ; 1876 yılında Abraham Graham Bell telefonun ,mücidiydi. Çağın buluşu ,haberleşmeye yeni kimlik,nefes kazandırmıştı.

Aradan pek fazla zaman geçmemişti. Cep telefonları yerini çoktan almıştı bile, haberleşmede. Oh..ohtu artık. Cep telefonu sahip olma yarışına girilmişti yedi den yetmişe. Yetişkinlerin bu telefon aşkı, çocukları özendirmişti.Hanede bir, iki,üç, beş telefon vardı . Çocukların cep telefonu alma hevesleri kursaklarında kalmayacaktı.
Savurganlık diz boyuydu. 6-15 yaş gurubu son model cep telefonlarıyla donattılar kendilerini. Tehlikelerden habersizdiler.Öğretmenlerinin tüm uyarılarına rağmen ödev ve öğrenme amaçlı kullanmaya başladılar. Hazırcılık sarmıştı tüm benliklerini. Oyun oynayarak zamanı delicesine harcadı bir bölümü, kitap okumayı bırakarak. Bilgi arama etkinliği ile kütüphaneleri öksüz bıraktılar. Sosyal medya ağlarına katılarak dedi-kodu yapma hakkını kullandılar.

Yetişkinler farklı değildi elbette. Konuşuyorlardı , arada kaldıklarının farkına vararak oyun oynuyor, yazım kurallarını hiçe sayarak mesajlaşma , internete girme amaçlı kullanıyordu.

Çocuklarda teknoloji bağımlılığı yaşı giderek düşerken,tehlikeside giderek yükseliyordu. Gelişmişliğini tamamlamış ülkelerde ki; tıp merkezleri de hızla “Teknoloji Bağımlılığı” bölümleri açıyordu. Tehlikeyi görerek. Bilgisayar ve cep telefonlarından gelen mikrodalgalar sağlığımızı olumsuz yönden etkiliyordu. Bu olumsuz etki yetişkinlere oranla çocukları 10 kat daha fazla etkileyerek doku ve hücrelerini yok ediyordu. Tehlike dalga dalga gelmeye devam etmesine rağmen anne ve babaların ilgileri aranır olmuştu.İlgileri ilgisizlikti.

2007 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) cep telefonlarının kanser ve beyin tümörüne neden olduğunu açıkladı. Örgüt; 12 yaşında ki; çocukların kesinlikle ! 13 yaşından büyük çocukların da çok zorunlu hallerde kullanabileceğini önermişti. Ne yazık ki; tüm bu öneriler göz ardı edilmiş, edilmeye de devam edilmekteydi. Cep telefonu ile konuşurken, kulaklık kullanılması gerçeği bile göz ardı ediliyordu.Yarının gençliğini düşünemiyordum. Sağlıksız bir nesli ellerimizde büyütüyorduk.

Aslında dizüstü bilgisayarların ve cep telefonlarının çocuklardan olabildiğince uzak tutulmalıydı. Nafile…

Çocukların sağlıklı gelişiminden anne babalar sorumluydu. Çocuklar, öncelikle teknolojinin neden olduğu tehlikelerden korunmalıydı. Teknolojik cihazlar , çocuklarımızın fiziksel ve ruhsal gelişimlerini etkilemekteydi. Uzun süre tv. İzleyen çocuklarda; gelişim geriliği ve konuşma problemleri ortaya çıkmakta ,sosyal becerileri etkilenerek pasif kişiliğe bürünmekteydiler.

Şartlanmış biçimde bilgisayar ve tv. karşısında zaman geçiren çocukların fiziksel yetilerinde problemler oluşuyordu.Kilo alımı ve obezite etkisini artırıyordu.Çocuklarımız,bilgisayar,tv ve cep telefonlarıyla büyürken aksamaktaydılar.
Özentilerden uzak, yarar ve zararları anlatılmalıydı. Çocuklarımızı teknolojinin etkilerinden korumalıydık.

Sık sık doğa ile baş başa zaman geçirme fırsatını vermeliydik. Evde değil dışarıda zamanını değerlendirmesi için elimizden geleni yapmalıydık. Yapmalıydık ki; teknolojinin olumsuzluklarından korumalıydık

Yapmadık bütün bunları. Yapamadık. Nedenleri nelerdi yapamadıklarımızın? Sevgimizi anlatamamak mı? Haydi... Durmayalım ;

İnternet ,tv ve cep telefonlarının zararlarını anlatarak ikna yolunu kullanalım. Yerinde ve zamanında kullanılmamasını önerelim. Sokağa çıkaralım planlı ve programlı ,oyun için.
Oyun oynamalarını teşvik edelim. Çocuklarımız arkadaşlarıyla oynarlarken bildiklerini, öğrendiklerini unutmaz ve hayata karşı direnç kazandıklarını unutmayalım...

  • Tarih: 07.04.2015 02:55
  • Güncelleme: 06.04.2015 23:56