ÇAY DERESİNİN TOZLU YOLLARI -12- BÖLÜM...

Köşe Yazıları / Nusret Özkan

ÇAY DERESİNİN TOZLU YOLLARI -12- BÖLÜM...

ÇAY DERESİNİN TOZLU YOLLARI -12- BÖLÜM...

Yeni öğretim yılı başlamış, artık liseli olmuştuk. Ne de olsa kendimizi büyümüş hissediyorduk. Düşüncelerimiz değişmiş, duygularımız farklılaşmıştı.

Sınıfa ilk girdiğimde daha önce kara önlükler içinde görmeye alıştığım kız arkadaşların, yeni formalar altında, saç modelleriyle farklılaştıklarını görmüştüm. Sayıları lisede artmış, sınıfta ilk iki sırayı doldurmuşlardı. Kimler yoktu ki: Fatma KARACA, Ayten TAPMAZ, Elif ÇİÇEK, Gülendam ATAR, Yasemin BUZLU, Neriman KINIK, Necla YALDIZKAYA, Neriman OKUTAN, Melahat KÜRKÇÜ, Gül KERMAN, Dudu ÖZOKÇU...

Liseye başlangıç erkek arkadaşlarımızda da değişiklik yaratmıştı. Yeni takım elbiseler, kravatlar, ayakkabılar tam bir delikanlılık havası veriyordu. Yusuf TUĞLU, Ali ERYÜRÜK, Arif BİÇER, Erdoğan GÜLBİTEN, A.İhsan KAHYA, Hüseyin ÖZOKÇU, Hamza YÜKSEL, Celal DAĞDELEN, Necdet YÜCEL, Yaşar DEMİRKAZIK, Sait GÜL, Abdullah EMİRDAĞ, Olcay YAVUZ, Necati SEZER, Sami ÇAY, Ahmet EMEK, Nevzat DÖLEK, Ceylan TAŞKIN, Muzaffer YÜRÜK, Muzaffer BOSTAN, İbrahim SAYIN, Selahattin ÖZOKÇU, Ahmet YÜRÜÇ, Mehmet KOCABAŞ, soyadlarını anımsayamadığım Cevdet (Bolvadinli), ÇİFTELERLİ Fevzi, Nedim ve Ali ve sınıfımızın neşe kaynağı Ekrem YALDIZKAYA (Efe)...Ekrem arkadaşımız aynı zamanda sınıf başkanımızdı...

Şahabettin ÜNLÜ, Türk Edebiyatı öğretmenimizdi. O yıllarda ders olarak dili bize hayli yabancı gelen edebiyatı, öğretmenimiz sayesinde sevmiştik. Kibar ve çok güleryüzlü bir kişi olan Şahabettin Bey, sözcükleri, hepimizin anlayabileceği şekilde sadeleştirir, bizleri sıkmadan, güldürerek motive ederdi. Hani filmlerde gördüğümüz sıfırcı öğretmenlerden olsaydı, belki ilk havlu atacağımız ders edebiyat olurdu.

Din Dersi Öğretmenimiz Mehmet TOPÇU, laik eğitim uygulamasına önemli destek veriyordu. Şimdiki yıllara bakıyorum da, o yıllarda daha demokratik, daha laik bir sistem uygulanıyormuş. DÜŞÜNÜN O YILLARDA DİN DERSİ SEÇMELİ DERS...Öyle olmasına rağmen sınıfta öğrenci sayısı hatırı sayılır kalabalıktı. Mehmet Bey, "Çocuklar, hepiniz müslüman evladısınız. Kağıdınızı boş da verseniz (5) beş vereceğim."der demez, sınıfın büyük çoğunluğu kağıtları verirdik. Öğretmenimiz gözümüzün önünde kağıtlara 5 yazardı. Ama karne notları 9(dokuz)-10(on)dan aşağı düşmezdi.

Tarih Öğretmenimiz Kemal GÖDE, Coğrafya Öğretmenimiz Gülsen CİHAN, Matematik Öğretmenimiz Ahmet ÖZDEMİR, Cebir Öğretmenimiz Hasan BAYRAM, Kimya Öğretmenimiz Ahmet EROL, Fransızca Öğretmenimiz Fahrettin ÖZDEMİR...

Sınıf Öğretmenimiz M.Ali ERGENÇ, B.Eğitimi dersimize giriyordu. Kendisi Edebiyat öğretmeniydi ama sporu, özellikle futbolu çok sevdiği için, B.Eğitimi dersine de girerdi. Onunla okul bahçesinde çift kale futbol oynamak bir zevkti. Bahçe maçı kıran kırana olurdu. M.Ali Bey, yenilgiye hiç tahammül edemezdi. Maçta bazen öyle sert oynardı ki, çoğu zaman canımız yanardı. Yine de bizim takım, öğretmenimizin takımını her hafta yenerdi...

Resim Öğretmenimiz Cemalettin PEKTAŞ, Trabzonluydu. Benim gibi birçok arkadaşın da, inanıyorum ki, sanat aşkı, öğretmenimiz sayesinde uyanmıştı. Karadeniz ağzıyla konuşması, esprileri, anlattığı fıkralar, kendini yıllar geçse de unutturmadı bize. Cemalettin Bey, aynı zamanda iyi bir tiyatro yönetmeniydi. Lise son sınıf öğrencileriyle sahnelediği Cevat Fehmi BAŞKUT'un "GÖÇ"oyununu büyük bir beğeniyle izlemiştik.

Lise birinci sınıfta öğrencilik hayatımızın ilk boykotu ile karşılaşmıştık. Öğlenden sonra okula gelirken Kara Tevfik'lerin evin önünde lise son sınıf öğrencileri tarafından yolun kesildiğini gördük. Bizi okula göndermiyorlardı. Okulumuzun hemen hemen en yaşlı öğrencisi Ziya ERYİĞİT ağabey yüksek sesle bağırarak "Arkadaşlar bugünden itibaren saçlarımızı kestirmeyeceğiz. Okul yönetimine bu isteğimizi kabul ettireceğiz. Makasla okul önünde saçlarımızın kesilmesine paydos diyoruz. Bu nedenle burdan ileri gidip kimse sınıflara girmeyecek. Saçlarımızın kesilmesini boykot ediyoruz." demişti. Lise son sınıf öğrencileri Ziya Ağabeyin arkasında tek sıralık bir çizgi oluşturmuş, okula kimseyi göndermiyorlardı. Bizler ne yapacağımızı bilmez bir halde bekleşiyorduk. Okul bahçesinden Okul Müdürü Selahattin ERDEM, Müdür Başyardımcısı Hasan BAYRAM ve öğretmenlerin kalabalığa doğru geldiğini gördük. Ziya ağabey ve diğer öğrenciler onlara doğru birkaç adım atıp beklediler. Okul Müdürü Selahattin Bey ve Hasan Bey onların yanına gelerek birşeyler konuştular. Sonradan gruplar geriye döndü ve bizlere "Arkadaşlar sınıflara geçebilirsiniz"dediler. Müdür Başyardımcısı Hasan BAYRAM okula girerken hepimizi sıra olmamızı istedi. Bizler okul bahçesinde tören sıramıza geçtik, Okul Müdürü Selahattin ERDEM bizlere seslenerek "Çocuklar bugün ağabeyleriniz bizden habersiz, yasal olmayan bir eyleme kalkışmışlardır. Kendileriyle görüştüğümüzde bizden saçların kesilmeme tablebinde bulundular. Bizde uygun gördük, yarından itibaren hiçbir öğrencinin saçı bu sıralar önünde kesilmiyecektir. Saçlarınız biraz daha uzun olabilir."demesiyle tüm öğrencilerden bir alkış tufanı kopmuştu. Bu karara biz de çok sevinmiştik. O günden sonra mezun olduğumuz güne kadar erkek öğrencilerin saçları kesilmemiş, devrin modasına uyularak biraz uzun bırakılmasına göz yumulmuştu.
Nusret Özkan / Öykü / Yazı / Hayat Kesiti

  • Tarih: 17.07.2020 16:45
  • Güncelleme: 20.07.2020 16:56