Basın Etiği ve Sanal Medya...

Köşe Yazıları / Nejdet Özkan

Basın Etiği ve Sanal Medya...

İnsanın temel hak ve özgürlüklerinden birisi olan iletişim özgürlüğü, teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte üzerinde en çok durulan konu durumuna gelmiştir.

Medya çalışanlarının mesleki bilgi ve deneyiminin önemi ile birlikte meslek ahlâkına sahip olması ve mesleğini yerine getirirken etik kurallara uyması gözardı edilmemelidir. Bu nedenle ideal gazetecilikle yakından ilgili kavramları tanımlamak gerekmektedir.

Bir amaç olarak değil de sisteme bir araç olarak katılması toplumsal gelişime önemli katkılar sağlayacak olan bilgi, iletişim kavramının, iletişim ihtiyacının en temel yapı taşıdır. Ülkeler veya toplumlar içerisinde en büyük bilgi akışının yaşandığı medya ele alındığında kitle iletişim araçları; yargı kararlarını alan bir yapı değil yasama, yürütme ve yargıdan sonra uygulamadaki kanunların aksayan
taraflarına yönelik çözümler ürettiği düşünülen medya dördüncü güç olarak adlandırılır. Medyanın amacı önceden kamuyu yaratmak değil, ilgili konularda onları bilgilendirip görüşleri aktarmak olmalıdır. Yoksa medya, etik ilke sınırlarını aşıp maddi açıdan güçlenip siyasi alanlara yaklaşırken hedef kitlesi olan okur ve izler kitle üzerinde güvensizlik yaratabilmektedir. Objektif, doğru, ilkeli, sorumlu gazetecilik anlayışının hakim olduğu bir medya ortamının yaratılması; kamuoyunda oluşması istenen durumları, fikirleri belirlemek, farklılaştırarak sunmak ve medya sektörünün etik ilkelerle özdenetim mekanizmasını benimseme ihtiyaçlarını ortaya koymakla mümkün kılınacaktır. İnsanoğlunun var olduğu ilk günden bugüne iletişime olan ihtiyaç nedeniyle bireylerin ve toplumların kendilerini ifade edebilmelerini, yaşamlarını yönlendirirken yeni bilgilerle donanıp olayları yorumlayabilmelerine imkan sağlayan bu araçların, oldukça önemli işlevleri ve sorumlulukları bulunmaktadır.Gündelik yaşantıları sırasında karşılaşılan olaylar ve durumlarda acil karar verme yetisini kullanmak zorunda kalan, medya çalışanı olarak adlandırılan gazeteciler uygulamada etik açıdan eleştirilmektedirler.

Bir olayın veya kamuoyunu ilgilendiren bir durumun kitle iletişim araçları ile bireylere veya yığınlara aktarılması sırasında etik ilkelere uygun düşünme, olay üzerinde kapsamlı durma, kişileri ve olayları taraf gözetmeden tanıtma yaşamsal önem taşımaktadır.Medyanın temel görev ve sorumlulukları içerisinde yer alan, kamuyu doğru haberlerle, doğru bilgilendirmek, objektif haber vermek, haberde somut gerçeklik, doğruluk ilkesini atlamamak adına etik ilkeleri her bir kitle iletişim aracında amacına uygun olarak kullanmak ilkeli habercilik anlayışıyla örtüşecektir. Gündemdeki olaylara ilişkin yanlı, yetersiz veya yanlış şekilde bilgilendirilen kamuoyu toplumsal bir hareket veya toplumsal bir ortak düşünce yaratamaz. Kitle İletişim araçlarının temel görevi, en yeni ve dikkat çekici haberleri tarafsız ve yorumsuz izler kitleye; okuyucularına, izleyicilerine ve dinleyicilerine sunmasıdır.

Gazete, televizyon, radyo, internet, dergi birer kitle iletişim aracıdır ve hepsi benzer görev ve sorumluluklar üstlenmişlerdir. Önemli görevlerinden birisi siyasal alanı kamuoyu adına denetlemek ve eleştirmek olan bu araçlar ayrıca kültürel kaynaşma ve karşılıklı kültür alışverişinin olması için eğlendirme ve eğitme işlevlerini de yürütmektedirler. Medya bu görevlerin icrası ile genel anlamda kamunun huzurlu yaşaması ve toplumsal düzenin sürekliliğini sağlamaya çalışırken, medya etiğine ilişkin kural ve uygulamalarla aynı düzen kitle iletişim araçları üzerinde sağlanmaya çalışılmaktadır.

Toplum yaşamında etiğin karşılığı, insanların birbirleriyle ilişkilerinde neleri yapmaları ve
nelerden kaçınmaları gerektiğiyle ilgili bir kurallar kümesi; kısaca genel ahlaktır,
kavramlara dayalı, evrensel ve genel geçerliliğe sahip bir karakter taşıyan etik, doğruyla yanlışı, haklı ile haksızı, iyiyle kötüyü, adil ile adil olmayanı ayırt etmek ve doğru, haklı, iyi ve adil olduğuna inanılan şeyleri yapmaktır. Toplumdan topluma, toplum içindeki farklı gruplara, bu grupların farklı dinsel, cinsel, etnik kimliklerine göre değişen, yazılı olamayan, insanlar arasında uyulması gereken kuralları işaret eden ahlak ise toplum içinde kişilerin benimsedikleri, uymak zorunda bulundukları davranış biçimleri ve kuralları ifade eder.

Ahlak fiilen ve tarihsel olarak bireysel, grupsal, toplumsal düzeyde yaşanan bir fenomendir. Buna karşılık etik, bu kavramı ele alan, ahlaki öğretileri araştırıp sınıflandıran, etikle ahlak arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koyan, bunları karşılaştırıp eleştiren felsefe disiplinidir.
Etik herhangi bir ahlak geliştirmek, ahlaklar çokluğuna bir yenisini eklemek ve insanlara ahlaka uyulmasını öğütlemek zorunda değildir. Etik, ahlak denen fenomeni inceleme alanıdır.

Başka bir ifadeyle

“etik, ahlakın pratikteki etkinlik alanı olarak teorik bir inceleme konusu yaratan felsefe disiplinidir.”

Ahlak, insanın kendisine ve karşı taraftakilere iyi davranması, yine kendisine ve çevresine karşı uymak zorunda olduğu tinsel davranışları kapsarken dünya ile ilgili bir vizyona ve hayatla ilgili deneyime dayanan bir görev bilinci taşımayı ifade etmektedir. Soyut anlamı bir kenara bırakıldığında evrensellik taşımayan ahlak kuralları topluma göre değişebilir niteliği yanında, ahlakın kendisi ve özü değişmez niteliktedir.

Etik davranışlar medya çalışanları kapsamında ele alındığında, etik olarak görülen davranış kuralları;

• Doğruluk ve dürüstlük
• Tarafsızlık ve objektif olmak
• Meslek sırrı- haber kaynağına saygı ve sadık olmak
• Haber ve yorum ayrımı
• Mahremiyet ya da özel hayatın gizliliğine saygı
• Eleştiri sınırını aşmama- iftira, hakaret, kötüleme ve asılsız iddialardan kaçınma
• Cevap ve düzeltme hakkına saygı
• Kişisel çıkarlara pirim verilmemesi
• Gerçeklerin kurumsal çıkarlardan önce tutulması

Haber yorumlarında kişinin onurunu zedeleyecek dayanaksız iddialara yer verilmemelidir. Ayrıca kasıtlı iftira, karalama ve küçültücü ifadeler kullanmamak da etik açıdan doğru davranış kurallarındandır.

Düzeltme ve cevap hakkı, “yazılı, görüntülü ve sesli kitle iletişim araçları tarafından, bilinçli ya da bilinçsiz olarak yayımlanan, yanlış bilgileri içeren haberlerin düzeltilmesi, bunlarla ilgili doğru bilgilerin kullanılmasını sağlama hakkı” demektir. Bu kural doğruluk, dürüstlük, objektiflik, eleştiri sınırını aşmama, haksız yere iftira, hakaret ve geçerliği olmayan iddialardan kaçınma ilkeleriyle de alakalıdır.

Bireylerin kendileri ile ilgili iddia ve ithamlar karşısında tek taraflı yayın yapılmasının önüne cevap hakkı geçerken, yanlış ya da yalan haberlerin düzeltilerek doğruların anlatılabilmesini düzeltme hakkı sağlamaktadır. Gizli kamera ya da ses kayıt cihazı kullanmak da etik açıdan doğru karşılanmamaktadır.

Gazetecilik görevini koruma altına almak: bu işlev gazeteciliğin toplumsal sorumluluğu ile ilgilidir.

Bu sorumluluk gereği medya, toplumun rasyonel bir karar almadan önce gerek duyduğu bilgiyi sağlamakla yükümlüdür. Bu nedenle medya, önemli konular hakkında tam ve doğru bilgi vermek zorundadır.

  • Tarih: 12.12.2013 04:02